Muğla Yerel Haber

SEN ÇOK YAŞA SERDAR YASUN HOCAM… YURTTAN SESLER…

Facebook arkadaşlarım bilir. Bizim küçücük köyümüzden yazılarımda çok söz ettim.

SEN ÇOK YAŞA SERDAR YASUN HOCAM… YURTTAN SESLER…
Erdal Atıcı
Erdal Atıcı( erdal@muglayerelhaber.com )
1963’ de Muğla / Ortaca / Mergenli köyünde, bir çiftçi ailesinin oğlu olarak doğdu. İlkokulu köyünde, ortaokul ve liseyi Ortaca’da bitirdi. Yüksek öğrenimini Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Tarih Bölümü’nde tamamladı. 1986’dan başlayarak Ankara /Altındağ Peyamitepe Ortaokulu’nda ve Çankaya 50. Yıl Lisesi’nde öğretmenlik yaptı. 2005 yılından bu yana TBMM’de Milletvekili Danışmanlığı yapan ATICI aynı zamanda Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı’dır. Erdal ATICI; şiir, deneme ve öykü yazmaya ortaokul yıllarında başladı. İlk şiiri Milliyet Çocuk Dergisi’nde yayımlandı. Cumhuriyet Gazetesi, Cumhuriyet Gazetesi Ankara Eki, Cumhuriyet Gazetesi Tarım Hayvancılık Eki, Hürriyet Ankara Eki, Birgün, Güney Ege, Dalyan Postası, Bodrum Çağdaş, Çankırı Karatekin, Ege, Fethiye Gerçek, Marmaris Gündem, Datça Yarımada, Haber 48 gibi gazetelerde deneme ve yazıları; Abece, Ardıçkuşu, Öğretmen Dünyası, Kül öykü, Yeniden İmece, Amik, Lacivert, Aykırı Sanat, Pamukkale Güneşi, Ekin Sanat, Damar, Berfin Bahar, Tan Edebiyat, Yoğunluk, Tay, Şehir, Afrodisias Sanat, Güncel Sanat, Deliler Teknesi, Patika, Kıyı, Türk Dili, Beşparmak, Eleştirel Pedagoji gibi birçok dergi ve internet dergilerinde yazı, deneme ve öyküleri yayımlandı. Yayınlanmış yapıtları: Ortacalı Yıllar (Anı- öykü, Güldikeni Yayınları, 2004) Güvercinler (Öykü, Ürün Yayınları, 2006) O karlı Kış Gecesi (Öykü, Ürün Yayınları 2008) Anadolu’da Aydınlanma Ateşini Yakanlar (Söyleşi, Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı Yayınları, 2010) TBMM Bütçe Görüşmelerinde ve Şura Toplantılarında Köy Enstitüleri (1937 -1954) (Derleme, Mustafa Aydoğan’la birlikte, Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı Yayınları, 2010) Anadolu’da Aydınlanma Ateşini Yakanlar 2 (söyleşi, Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı Yayınları 2011) Köy Enstitüleri ve Edebiyat (Yayına hazırladı, Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı Yayınları, 2011) Anadolu’da Aydınlanma Ateşini Yakanlar 3 (söyleşi, Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı Yayınları, 2012) Evimizin Duvarları (Öykü, Kanguru Yayınları, 2013) Aldığı Ödüller; 2005 Ümit Kaftancıoğlu Öykü Yarışması’nda, “Buzlu Gölde Yürümek” adlı öyküsüyle mansiyon ödülü kazandı. “Dürbün” adlı öyküsü Abdullah Baştürk İşçi Öyküleri Yarışmasında derece alan öykülerle birlikte 2006 yılında “Timsahın Ağzındaki Usta” adlı kitapta yer aldı. 2010’da “Yüksel Caddesinin Boyacısı” adlı dosyasıyla Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Kültür Sanat Ödülleri Öykü dalında Özendirme Ödülü aldı. 2014 Başöğretmenlik Onur Ödülü Sahibi.
44 views
07 Ocak 2020 - 18:50

Bir kez daha adını yazayım: Muğla/ Ortaca / Mergenli köyü…

Yörüklerin göçebeliği bıraktıkları son noktadır bizim köy… Mecbur kalmışlar kendi öz yurtlarında itilip katılmaya başlanınca…

Gözümü dünyaya açtığım bu köy aslında birçok acının yaşandığı ve etkilerinin devam ettiği hüzünlü bir köydü…

Örneğin Emine Halamın bir evladını verem alıp götürmüştü. Boyuna sigara içer, içinden geldiği gibi sansürsüz konuşurdu.

Anam içine kapanmış, cam güzeli çiçeği gibi pek konuşmazdı. Nerede hüzünlü bir ses duysa, biri çığlık atsa Anam panik içinde dışarı fırlardı.

Ninem Akkızca gözlerinde derin bir hüzün taşırdı. 26 yaşında kocasını kaybetmişti.

Havana yengem güldüğü zaman bile acıyla gülerdi. Oğlu vurulmuştu dağlarda.

Osman Güp, oğlu Mehmet’i kaybetmişti bir feci trafik kazasında ve gözleri bakır kırmızısı gezerdi.

Babam benim ya, aklıma geldikçe gözüm dolar. 16 yaşında babasını vurmuşlar, en büyük ablamız kaynar kazana düşüp ölmüş… Yüreği yaslı bir adamdı, dışarıdan sert görünmeye çalışırdı ve gözyaşlarını bizden saklardı.

Kara Ali dede iki evladını daha 20’lı yaşlarda toprağa vermişti… Acı acı solurdu sigara dumanını içine…

Ölüm girmiş köyün her bir evine ve büyük acı bırakmıştı evlerde.

İşte böyle bir köyde doğdum ben ve büyük acılara tanık oldum. Sait Faik’in dediği gibi “yazmasam çıldırırdım…”

Küçük bir Grundig marka bir radyomuz vardı. Günün büyük bölümünde yüksek sesle çalınırdı. Bahçeden dinlerdik çoğu kez…

Radyoda YURTTAN SESLER en sık tekrarlanan programdı. Can kulağıyla dinlerdik türküleri.

Önce koro girer sonra solo söylenir, mahalli sanatçı çağrılmışsa ona yer verilir sonunda da yine koroyla bitirildi.

Yurttan sesler programında çıkan sanatçılarının çoğunu bilirdi anam. Daha ilk sözcüğü söylediği zaman SANİYE CAN bu derdi. HACER BULUŞ, NERİMAN ALTINDAĞ TÜFEKÇİ, ALİYE AKKILIÇ derdi. Erkeklerden AHMET YAMACI, NİDA TÜFEKÇİ, YILDIRAY ÇINAR, RECEP KAYMAK, ŞAKİR ÖNER GÜNHAN, sonra saz sanatçıları sayılırdı. Emin Aldemir, Hüseyin İleri, Atilla Mayda…

Her türkünün yöresini söylerdi sunucu; kimden alındığını, kimin derledigini söylerdi…

En çok duyduğumuz isim MUZAFFER SARISÖZEN’Dİ… Bu büyük insanın Anadoluda gitmediği yer yoktu. Yurdun her köşesini dolaşmış, türküleri derlemiş, notaya alarak kaybolmasını önlemişti. Sonra radyoda YURTTAN SESLER’İ kurmuştu. Onunla bizim olanı bize duyuruyordu.

Türkü dinliyordu Anadolu insanı, bir bakıma yüzyıllardır duyuramadiğı kendi sesini, Cumhuriyetle birlikte radyolar aracılığıyla tüm yurtta kendisi dinliyordu.

Bir milletin türküleri varsa korkmayın o millet yıkılmaz, parçalanmaz. Eğer, türküler çalındığında bir milletin gözleri doluyorsa, o millet bölünmez…

Bizim türkülerimiz vardı. Bugün de türküler var. Yarın da türkülerimiz olacak…

Türkülerimizin ben çocuk tanıklardan biriyim..

Sözgelimi YEMEN TURKÜSÜ hala yüreğimizi parçalar gözlerimizi yaş doldurur, ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ gibi… SARIKAMIŞ AĞIDI gibi…

Nevsehir’in CEMALİM CEMALİM türküsü vardır bir roman okur gibi dinlersiniz…

Ya da HASTANE ÖNUNDE İNCİR AĞACI…

Yozgatın Sürmelisi… Ankara’nın Misketi…

Bizi bu türkülerle tanıştıran anneme babama, Akkız nineme nasıl teşekkür etmem…

SERDAR YASUN Cumhuriyet aşığı, ATATÜRK’Ü çok iyi anlamış vatanseverlerimizden biri. Bir kültür aşığı, türküsever…

TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ KOROSU ŞEFİ…

Türküler için çırpınan çok değerli Hocam ve korosu dün akşam muhteşem bir konser verdi. YURTTAN SESLER başlığıyla yapılan konser MUZAFFER SARISÖZEN ustaya adanmıştı.

Sağ olsun davet etti, biz de koşa koşa gittik. Konser boyunca çocukluğum geldi yanıma oturdu ve benimle birlikte bu muhteşem konseri izledi. Çocukluğumla bir olduk o çocukluğumun güzel türkülerini birlikte izledik yani… Zaman zaman ağladık, zaman zaman coştuk. Zaman zaman ölmüşlerimizi andık. Onların sevdiği türküleri onlara gönderdik…

Ne kadar büyük bir kültür bu ne kadar büyük insanlar yetiştirmişiz onları bir kez daha yâd ettik…

Konser bitti çocukluğum yeniden doğduğu köye döndü ben de şehrin yağmur yağmış kaldırımlarına…

Serdar Yasun Hocam ve korosunu yürekten kutluyorum. Son yıllarda izlediğim en muhteşem konserdi.

Serdar Hocam sen çok yaşa ve yaşat…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Muglayerelhaber.com haber içerikleri kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz, kanuna aykırı ve izinsiz olarak kopyalanamaz, başka yerde yayınlanamaz.